Whatsapp Whatsapp
Telefon Hemen Ara

Sporcularda Kas Dengesizliği

İskelet sistemi kasları karşılıklı bir denge halinde çalışır.  Agonist ve antagonist  adı verilen bu kaslar eklem hareketi  sırasında karşılıklı kasılıp gevşeyerek hareketin daha dengeli ve kontrollü yapılmasını sağlar. Örnek vermek gerekirse  dirseğin kıvrılmasını sağlayan biseps kasının antagonisti üst kolun arkasında yerleşmiş olan  triseps kasıdır. Biseps kası dirseğin kıvrılmasını sağlarken triseps kası da kontrollü bir şekilde gevşeyerek bu kıvrılma hareketini destekler. Bunun tersi de söz konusudur. Triseps  kası dirseğin açılmasını sağlarken, biseps kası da gevşeyerek  bu hareketi destekler. Karşılıklı kas gruplarının, yani agonist-antogonist kasların,etki ettikleri eklemin belli hareket açıklığında  sabit kalması da bu sinerjik çalışma sayesinde olmaktadır.  Kas gücünün spor yaralanmalarından korunmada önemli bir etken olduğunu biliyoruz. Karşılıklı kas gruplarının   güç dengesinin bozulması da yine  spor yaralanmalarında önemli bir etkendir. Güç dengesinin belirgin bir şekilde bozulduğu durumlarda ise  sporcu spor yapamaz hale gelmektedir. Bunu  sık karşılaştığımız bir örnekle anlatabiliriz. Dizde ön çapraz bağ veya menisküs yırtığı gibi eklem içi yaralanmalar ve bunu takiben yapılan ameliyatlardan sonra  sporcuların kuadriseps  kas grubunda belirgin bir zayıflama olmakta ancak uyluk arkasındaki hamstring kaslarındaki zayıflama aynı oranda olmamaktadır. Hamstring   kas grubunun görece daha güçlü hale gelmesi uyluk  ön ve arka kas grupları arasındaki güç dengesini bozmaktadır. Bu durum sporcunun diz arkasında ağrılı kas spazmları yaşamasına,  dizini tam açamamasına, dizine karşı  güvensizlik hissine ve dizde  boşalmaya neden olmaktadır. Karşılıklı kas dengesini sağlayan  egzersizler ve kas dengesinin ölçülmesi  bu sorunun çözülmesi için önemlidir. Kas dengesinin bozuk  olduğu durumlarda  spora dönüş mümkün olmamakta ya da tekrarlayan yaralanmalar ortaya çıkmaktadır.